Serüven Dizisi – The Adventures Series

SERuVEN-DENiZiSERuVEN-DAGIEnid Blyton’ın çocuk kitaplarını bilmeyen yoktur sanırım. Afacan Beşler, Gizli Yediler vb. Benim gönlüme taht kuran ise Serüven Dizisi’dir. Serüven Adası, Serüven Vadisi, Serüven Gemisi, Denizi, Sirki, Şatosu, Dağı ve Irmağı. Sekiz kitap. Bugün Macera Dizisi diye çevirileri mevcut. Kitapların yeni çevirisi de Denizde Macera, Adada Macera diye gidiyor.

Kitapçılarda gördüm ama dönüp bakmadım açıkçası. Ben o ilk okuduğum hâllerini, o kapakları, o dili sevmiştim çünkü küçükken. Üzerine gül koklamak ve zihnimde yer etmiş anıları bozmak istemedim.

 Annem alıp eve getirmişti ilk bir iki tanesini.

“Bak sana kitap getirdim” demişti. Yaşım küçüktü bir hayli. İlkokul 2, 3 civarı zannediyorum. Başlamıştım hemen okumaya. Ama ne okumak, sular seller gibi. İlk kitap hemen bitivermişti bile. Sonrakilerde her dışarı çıktığımda annemi çekiştirip durdum kalanlarını bulmak için. Az dolaşmadık bu yüzden.

Canan, Can, Mete, Gül ve polis dostları Demir. Çeviri yapılırken karakter isimleri vs. Türkçeye çevrilmişti hep. O zaman anlamıyordum tabii pek, orijinalleri bayağı farklıymış, büyüyünce öğrendim.

Canan ve Can kardeşti, Gül ile de Mete. Bir de papağanları vardı Kiki. Bu dörtlünün çılgın maceraları anlatılıyordu. Yanlış uçağa binip bilinmez vadilere inmeler, kötü adamların peşinden gitmeler, yelkenliyle gizem dolu denizlere sürüklenmeler…

Yıllar geçip de düşündüğümde bugünkü beni, ben yapan unsurlarda ne kadar etkili olmuşlar. Bugün elimde bir fotoğraf makinesi, içimde geçmek bilmeyen bir seyahat tutkusu varsa, doğaya, coğrafyaya, maceraya, polisiyeye büyük bir ilgim varsa bu serinin katkısı yadsınamayacak kadar büyüktür hatta temelidir diyebilirim rahatlıkla.

Bugün düşününce her biri sırt çantalı birer gezgindi bu kardeşler aslında. Düştükleri adalarda, vadilerde sırt çantalarından eksik olmayan ya da mutlaka bir yerden edindikleri konserveler vardı. İlk okuduğumda şaşırmıştım hatta konserve fasülye hemen öyle doğrudan yenebiliyor mu ki diye 🙂

Doğada hayatta kalma, barınma konusunda, bulundukları bölgenin yer şekilleri hakkında insanı hayallere sürükleyen ve sanki oraya gitsem bulacakmışım gibi açık anlatılmış betimlemeler, cesaretleri, hal ve hareketleri hâlâ zihnimde öylece duruyor. Kitap kapaklarının da büyük önemi var elbette ki. Şimdikileri o yüzden görmek bile istemiyorum.

Küçük yaşta zihne sunulan bilgilerin bünyeyi nasıl etkileyebileceğine dair iyi bir örnek de teşkil eder zannediyorum bu durum. Bana böylesi bir dünya verildiği için çok şanslıyım, mutluyum ve anneme müteşekkirim. 

 

 

SERuVEN-sATOSUserüven ırmağıserüven adası1Meselâ Serüven Vadisi’nde kalmak üzere buldukları önü perde gibi sarmaşıklı mağara, raf olarak kullandıkları taşlar, mağaranın arkasındaki gizli yol, oradan ulaşılan çavlan ne kadar hoşuma gitmişti. Hatta bu çavlan kelimesi bu kitaplarla bütünleşmiş bir kelimedir bende. Her macerada olmazsa olmazlardan.

Sonra Serüven Denizi’nde ornitolog vardı. Kuş bilimci demek olduğunu ilk kez o zaman öğrenmiştim. Vuuu ornitolog ne kadar da ilginç bir kelime. Ailece gidilen pikniklerde doğa ve kuş gözlemi maceralarımın başlangıcı olmuştur.

 

Serüven Şatosu’nda Can’ın doğa dergileri için çektiği vahşi yaşam fotoğrafları, yine annemin hediyesi olan fotoğraf makinesini aldığımda doğru dağa bayıra koşma sebebimdir.


Ayrıca bu çocuklar ne kadar da özgür, ne güzel geziyorlar her yeri diye de imrenmem geçmiş değil. Yollarından gidiyorum 😛

Can’la Canan’ın anne babası yoktu, Mete ile Gül’ün de sadece annesi vardı. Belki de bu sayede bu kadar özgürlerdi bilemiyorum. Bir de gizli bir polis olan dostları Demir, ne kahraman adamdı. Adadan, nehre, gemiden, şatoya gezip durdum ben de onlarla birlikte.

Tekrar tekrar okudum o kitapları. Çocuklarıma bir şey bırakacaksam bu olmalı dedim hatta o zamanlar. Hâlâ aynı fikirdeyim. Sonra bilmem kaçıncı defa yaşadığımız taşınmaların birinde kayboldu kitaplar. Bulamadım bir türlü, çok üzüldüm. Kitapçılarda yoktu. İnternette kitap satışları fikri, daha kafalarda oluşmamıştı bile.

Ama ne zaman bir kitapçıya, sahafa girsem sordum, raflara baktım, arandım tarandım. Ve bir gün buldum. Yazar aynı, konu aynı ama çocukların ismi yabancı, kitabın adı farklı. Buruldu içim. Ben, kendi okuduklarımı istiyordum.

Şimdi bazı internet sitelerinde buldum yeniden onları. Resimleri var kendileri yok gerçi. Bulur bulmaz alacağım mutlaka. Alır almaz da yeniden okuyacağım hepsini. Fikri bile beni gerçekten heyecanlandırıyor.

Nereden geliyor bu seyahat, doğa sevgisi, fotoğrafçılık diye sorulmuştu yakın zaman önce. Sanırım buradan geliyor…

Untitled



17 thoughts on “Serüven Dizisi – The Adventures Series”

  • bu yazı bende nostalji rüzgarları estirdi, hoş google’ladığıma göre zaten esmeye başlamıştı ama. O adadaki kuşların bitmek bilmeyen ötüşlerini yeniden duydum. “Çavlan”a giden gizli yolu yeniden gördüm, konserve fasulyeyi değil ama “peksimet”leri hatırladım :).
    Genelde gizli yediler, afacan beşler daha çok bilinir bu seriye göre, ancak serüven serisi bir başkadır. Bir de şu serüven şatosu kitabının kapağı aklıma kazınmıştır, ne manaya geldiğini de çözememiştim. O nasıl kapak öyle ya, ingiliz romantiklerinin tabloları gibi.

    • Ben diğer hiçbir seriyi bu şekilde sevemedim, bu tadı alamadım. Serüven Şatosu’nun kapağı cidden farklıydı 🙂
      Peksimetler de vardı eveeet.. ahh yeniden elime geçseler keşke..

    • Yanlış hatırlamıyorsam Serüven Şatosu’nun kapağında, kitapta geçen bir sahneye benzer bir durum resmedilmişti, ben de çok kafa yormuştum o kapağa 🙂 yeniden okumam lazım… 🙂

  • Yazınızı kardeşim gibi sevdiğim, şuan ilkokula giden iki ufaklığa bu seriyi hediye etmek için internet gezintisi yaparken buldum. Ne çok ortak yönümüz olduğunu düşündüm, kitapları okurken kurduğum hayalleri ve çocukluk hâlimi anımsadım, tebessüm ettim bol bol. Şimdi de değişen pek bir şey yok aslında, serüven yaşama sevgimi doğru kaynaktan aldım çünkü ben de. Yüreğinize sağlık, ne güzel dile getirmişsiniz bu seri tarafından dokunulmuş çocukluk çağlarına sahip bizlerin hislerini. Yeni baskıları görünce ben de çok heyecanlandım, ancak yayınevi ve kitap isimleri bütün hevesimi kırdı. Serinin tamamı hâlâ duruyor bende, özleminizi anlayabiliyorum. Eğer bulunduğum şehirde karşıma çıkarlarsa buraya yorum olarak nerede bulduğumu yazarım. Sevgiler 🙂

    • Her şeyden önce serinin hâlâ tamamı duruyor bende dediniz, beni benden aldınız. Ne mutlu size! Yine de rastlarsanız kitaplara bir yerlerde çok sevinirim.
      Şu an düşündüm de fotokopileri bile olsa razıyım sanırım 🙂

      Diğer bir yönden ise, bir yazı okuyup “Aynı düşünen birileri daha varmış” diyebilmek ya da ben bir yazı yazdığımda düşüncelerimi başkalarıyla paylaşabildiğimi görmek çok hoşuma gidiyor. Çok mutlu oldum yorumunuzu okuyunca. Teşekkür ediyorum.
      Ufaklıklara hediye edip onların da hayatına böyle bir etkide bulunmak güzel bir olsa gerek 🙂

  • ben de yazınızı tesadüfen 5.sınıflara kitap önermek için aradığım sırada farkettim ben de zamanında serüven serisi kitaplarıyla büyümüş ve bu kitaplar sayesinde okuma aşkını tanımıştım.Ben de benim gibi bu serinin meraklılarının olduğunu görünce içim kıpır kıpır oldu.sizin gibi o çocuklşrla macerdan maceraya atılır ve onlarla aynı heyecanları yaşardım papağanın komik taklitlerine güler Demir e olan çocukluk aşkımı kendimden bile gizlerdim keşke yeniden o kitapları okuyabilsem

  • Şu anda heyecandan ne yapacağımı şaşırdım, içeride oğlum uyuyor, ben sevinçten sesle gülüyorum kendi kendime :)) Kitapların tam adını unutmuştum ama konularını çok iyi hatırlıyorum. Çocukluğumun bir numaralı kitap serisidir bunlar, okumaya bayılırdım…. Yeğenim için kitap setlerine bakarken buldum sitenizi…. Peksimet, kuş sesleri, harita, Can, Canan, Özgür (Oğlumun adı da Can ;)) Umarım kitapları bulursunuz ve bir yerlerde ben de bulursam muhakkak sizlerle paylaşacağım.
    Bu kitapları bulmaya uğraşırken çıkan siteniz günümün heyecan kaynağı oldu, içim kıpır kıpır aynı çocukluğumdaki gibi.. Sevgiler…..

  • Bu arada yorumumu gözden geçirirken Demir yerine Özgür yazdığımı fark ettim. Heyecandan olsa gerek 🙂 Kusura bakmayın.

  • gerçekten resim ceksem de göndersem kollarımda yuzumde bacakalrımda her yerımde tuylerım dıken dıken oldu. gözlerım doldu yazdıklarınızı okurken resmen duygularımı paylasmıssınız…. bu seti tekrar alıp 30 yasındakı eşime okutmak ıstıyorum. su var kı serüven dağnda demirin ansızın yardıma gelmesi olsun… serüven satosunda kapagın ılgi cekıcı olup acaba bu seride ne okıcam dracula ıle mı karsıalcaklar diye yorumlarda bulunmam… her kıtabın her resımınde ayrı hıkaye yorumlayıp neler okuduk… ne kadar buyumusuz yaa. komık gelecek ama hungur g- hungur aglıyorum yazılanları okudukca:S:S:S

    • Gerçekten bir daha aynı duyguları kaç yaşımda olursam olayım başka kitaplarda hissedemeyeceğimi düşünüyorum. Çok özlüyorum. Çok anıyorum. Başka bir yerlerde başka kişileri de böylesine etkilemesi ne tuhaf, ne hoş… Aklımızdan hiç çıkmaz umarım. 🙂

  • Bu yaziyi yazan kisi yil 2013 ama bir ihtimal kitaplari buldunuz mu acaba benim de cocuklugum ayni anlattiginiz gibi bunlarla renklendi ve iki tanesi eksik bende serinin.bunu tamamlamak hala hayalimdi ama yapamadim.siz bari amaciniza ulastiniz mi cok merak ettim dogrusu

  • herkesin aklına bu seri son zamanlarda gelmiş. hayır olsun inşallah. papğan kikinin tren taklidi yapması hala aklımdadır. seriyi bulan bizlere de haber versin 30uma geldim ama sayfanız çocukluğuma götürdü

    • Merhaba,

      Gerçekten bir dolu ayrıntısı aklımda. Serüven Vadisi’nde saklandıkları mağara ve önünü örten sarmaşık yosunlar geliyor mesela sürekli aklıma. Hâlâ bulabilmiş değilim maalesef. Öyle bir ihtimal olursa mutlaka link paylaşırım 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir