O Peynire Soyleyin, Sesi Cok Cikiyor!

Günlerden Cuma. 
Haftasonu planımız süper! İşten 12:00 gibi çıkacagim, sonra da kamp yapmaya gideceğiz. Üretim planını yetiştirmeye çalışırken kafamdan kamp ihtiyaç listesini tekrarlıyorum. 
 
Derken bir email geliyor.
 
Ama oncesinde soyle aciklayayim; Bizim patron zamanında burada askeri üs olarak kullanılan, boşta duran bir malikaneyi 2 sene önce satın aldı ve lüks bir otel haline getirdi. Şu an sadece düğün, toplantı gibi organizasyonlar üzerine çalışıyor. Otelin pazarlanmasında peynir konusunda basarili oldugumuzdan da bahsedilmiş.
 
Email şöyle;  Özgün, oteli Kanadalı bir çift tuttu. Düğün yemeklerinin bir parçası olarak Kanada – Quebec’e özgü bir yemek olan poutine istiyorlar. Bu yemekte de squeaky cheese (Türkçe’ye çevirecek olursak gıcırdayan peynir) denen bir peynir var. Bunu üretmemiz gerekiyor. Pazartesi ya da Salı’ya yetiştirebilir misin?
 
O an verdigim tepkiyi buraya yazmayayım! Kamp havasina mayalar, telemeler dadandi, cadiri peyniralti suyu basti.
 
Biraz araştırdıktan sonra patrona elimden geleni yapacağımı söyledim. Hafta basindaki urunle deneme yapilacak, cift begenirse bir parti daha uretmek gerekecek.
 
Tamam, haftasonu planlarımızi biraz altüst etti ama işimin bu kısmından stresli olsa da çok zevk alıyorum. Küçüklükten beri bir parçam olan icimdeki mucidi aktif tutuyor. 
Bu şekilde gelen projelere artık alıştım diyebilirim. Hatta 4 senedir devam eden üretim anlaşmalarımızdan bir tanesi ve bir ay içinde başlayacak olan diğer bir üretim anlaşmasi benzer şekilde gelmişti masama.
 
Cadiri kurduk, yemek hazirliyoruz ama benim kafam peynirde. Bilinmezligin verdigi stres cok fenar. Actim Google’i 1 saat kadar arastirdim ve kafamda basit bir plan hazirladim, icim biraz daha rahatladi.
Cadir maceramizi bitirdik, Pazar aksamustu eve geldik. Evde de 2 saat kadar arastirdiktan sonra bir uretim sureci cikarttim.
 
Aslinda son urune peynir demek tam dogru degil, neredeyse hic olgunlasma asamasi olmadigindan dogru adi peynir telemesi ama peynir telermesinden de buyuk farkliliklari var. Urunun raf omru de cok kisa cunku sogutulmamasi gerekiyor. Sogutuldugu anda o kendine has gicirdama ozelligini kaybediyor. Uretimden sonraki ilk 3 gunde tuketilmesi gerekiyor.
 
Pazartesi sabah 7:00’de basladim sutu islemeye, ayni gun saat 14:00 civarinda peynir hazirdi. Attim agzima, baya gicirdiyor, islem basarili!
Persembe gunu cevap geldi, deneme tamamdir, begenmisler, guzel gicirdiyormus. Tum gicirdayan eklemlerime bir rahatlik coktu haberi alinca. Huff deyip derin bir nefes aldim ve ikinci partiyi uretmeye basladim.
 
Her denemeden eve getirmeye, Asena’ya tattirmaya calisiyorum, bu peynirden bir poutine yapamadik ama biz de gicirdayan borek yaptik, haha!
 


2 thoughts on “O Peynire Soyleyin, Sesi Cok Cikiyor!”

  • Bayildim bu maceraya. Icinde teknik olmasi muhtesem. Turkiye’de de bu peynirden yedigimi hatirliyorum. Ama ozellikle gicirdasin diye yaptiklarini sanmiyorum. Bildigin bir marka var mi Trde?

    • Merhaba,
      Turkiye’de hic denk gelmedim boyle bir peynire. Yazida bahsettigim gibi sogutuldugunda gicirdama ozelligi kayboldugu icin ticari sansi neredeyse yok bence.
      Begenmenize sevindim, is hayatindan da bahsetmemi istemistiniz oncesinde. Boyle ilginc enstantaneleri yazmaya calisacagim 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir