Dedeciğim..

Dedem, dinç ve dinamik bir asker iken kalp ameliyatından bu yana üşengeç ve tembel bir şahsa dönüşmüş, bu durum da bizi fazlasıyla üzmüştür. Ameliyat insanı değiştirir derlerdi de pek mahal vermezdim. Şimdi hepimiz bu değişiklikle yaşıyoruz. En büyük değişiklik ameliyat öncesinde deli gibi tükettiği Türk Kahvesi ve sigara tutkusu ameliyatla beraber sona erdi. Sonra üşengeçlikler, tembellikler başladı. Huylar 180 derece değişti.

Gidip dönmesi 3 dakikalık bakkala bile gitmez bazen. Bir inatçılık, bir en doğru benimcilik oy oy oy.. Çayı, yemeği önüne gelecek hep. Ama kendimi bildim bileli kahvaltıları o hazırlar evde. Hem de öyle böyle değil. Her sabah biber ve patlıcan közleme, havuç, yeşillik, peynir, zeytin domates vuhuhu.. Güzeldir kahvaltıları.

Neyse iki gündür ben sinemaya gideceğim deyip duruyordu. Kimse de pek ciddiye almıyordu. ‘Sen daha dibindeki bakkala, markete gitmiyorsun, bir televizyon kanalında 30 sn durmuyorsun, ne sineması?!?!’ diye.. Ne yalan söyleyim ben de pek ihtimal vermiyordum gitmesine. Ama şöyle kalkıp bir etkinlik yapmalarını çok istiyordum hani. Her gün yürüseler, bakkala pazara gitseler, tiyatroya sinemaya gitseler.. Ev ev ev ev nereye kadar öehh!

Dün bir baktım, gömlek, pantolon ütülenip giynilmiş. Dışarı çıkmaya hazır bir dede 🙂

‘Hayırdır dedecim?’

‘Ben sinemaya gidiyorum?’

‘Hadi ya hangi filme?’

‘İntikam Meleği diye bir film var gördüm çok beğendim ona gidiyorum’  (Kendisi aksiyon filmleri tutkunudur. 5. sınıf aksiyon filmlerini bile seyreder yani.)

‘Tamam dedecim beğenirsin inşallah..’

Bu arada dedemin duymadığını ve bu diyalogların son desibel bağırarak gerçekleştirdiğimizi, evde tv sesinden duramadığımızı geç de olsa belirtmek istiyorum. Dedemlerle yaşadığımda boğazım ciddi şekilde hasar görüyor, başım ağrıyor, anneannemin tansiyonu, sabrı oynuyor vs vs. Çok zor bir şey. Sağırlık insanı tuhaf paranoyaya da bürüyor zira.

Neyse, eve döndüğümde merak ettim gerçekten başarmış mı gitmeyi diye.

‘Sinemaya gittin mi dedecim, nasıl geçti?’

‘Yaavvv diabolo çok beğendim filmi. Çok güzeldi, nasıl keyifle seyrettim sorma’ dedi.

‘Nasıl peki duyabildin mi rahatça?’ diye sordum. Cevabına bayıldım. Önceki gün sinemaya gitmiş, duyamadığını ama sinemaya gelmeyi çok istediğini söylemiş. Şöyle bir köşeden herhangi bir filme baksam duyabiliyor muyum acaba diye sormuş. İzin vermişler. Durmuş 5 dk. Tamam demiş, seçebiliyorum. Seansı öğrenmiş. Ertesi gün süslenip sinemaya gitmek kalmış.

Bir sevindim, bir şaşırdım, yine sevindim. Gözlerim doldu yani. Ne güzel bir şeydi böyle.. Allah bana da 70 küsür yaşımda keyifle sinemaya gidecek güç, keyif, sağlık versin inşallah, dedim. Sönmesin içimizdeki heyecan, heves ve onları kursağımızda bırakacak insanlarla karşı karşıya getirmesin hayat.

İçimde kalmıştı, paylaşayım istedim. Darısı başımıza! 🙂



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir