Ne Biçim Son Bu!

                                                    Kitap ve Kahve fotoğrafı da eksik olmasın 🙂

 

Bir gün Instagram’dan bir mesaj geldi.

Merhaba çevirmen hanım, ben şu kitabınızı okudum ama çevirisini beğendiğimi söyleyemeyeceğim.

Eyvah dedim önce, ne oldu acaba? Yanlış bir şey mi yaptım? Kitabı şöyle bir hızlıca kafamdan geçirip süzdüm ettim.

Ne olursa olsun kitabın bir çevirmeni olduğunun bilinmesine sevinerek neyi beğenmediğini sordum. Bir yanlış varsa düzeltelim dedim.

“Ya şu karakter ne yaptı öyle ya? Öyle yapılır mı hiç? Ne biçim olmuş sonu! Bir de şu adam nasıl ölür ya? Çok seviyordum ben. Yazarın dili çok akıcı olmuş ama ı ıh çevirisini beğenmedim,” dedi.

Daha az önce kitabın bir çevirmeni olduğunun bilinmesi, bu bilince erilmesi ne güzel falan diye sevinirken bir anda solup gittim. Yorum nereden tutsan elinde kalıyor. Yazarın dili diyor, akıcı diyor ama çevirisini beğenmedim diyor. Oh mon Dieu!

Çevirmen olarak kitabın gidişatından ve karakterlerden mi sorumlu tutulmuştum cidden? Instagram profilinde üniversite öğrencisi olduğunu belirtmiş biri tarafından hem de. Kitap kurdu üniversite öğrencisi. Kitap yorumları yapan, kendine yıllık yüz küsur okuma hedefi koyup da ayda bilmem kaç kitap okuduğunu söyleyen biri tarafından. Yine hesabından okuduğu kitaplarının çoğunun genç-yetişkin türünde çeviri kitaplar olduğu görülen biri tarafından. Şoklardan şok beğen.

Üzüldüm, ona üzülerek başladım toplumsal çerçeveye erişene kadar aşama aşama hızlıca her konuya üzüldüm. Kızdım da.

Açıklamaya çalıştım elbette.

 

Sevgili bookstagramer, dedim.  

Ben yazar ne yazmışsa onu çeviriyorum. İşim bu. Yazarın karakterlere kattığı kişiliğe, biçtiği ömre, yazdığı sona karışamam. Konu neyse o, nasıl karışabilirim, nasıl değiştirebilirim? İşin o kısmını yazara iletmeniz gerekiyor maalesef. Yaptığınız eleştiri içinden okuduğunuz kitabı akıcı bulmanızı üstüme alınıp sevinerek diğer konularda yardımcı olamayacağımı belirtmek isterim. Çünkü yazar ne güzel akıcı akıcı yazmaya kaptırmış giderken ben kenardan fırlayıp kitabı elimde şöyle bir çevirerek yazarı öteleyip bir köşede karakterin ümüğüne yapışmıyorum, dur bir ya bu nasıl son deyip değiştirmiyorum.

 

Instagram, bloglar kitap yorumcusu gençlerle doluyken insan onca okumanın ardından yazarı, çevirmeni ayırabilen, okumayı, yazmayı, dilini bilen bir topluluk olsun istiyor. Tabii burada o söz konusu ‘okumaları’ da deşmek gerekiyor ama o da başka zamana artık.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir